İstanbul Üniversitesi Urduca bölümünden Arzu Çiftsüren'in Manto'nun Hindistan'ın taksimi üzerine klasikleşmiş hikayesi Toba Tek Singh üzerine yazdığı makaleyi Şarkiyat Mecmuası'ndan ücretsiz okuayabilirsiniz. Hikayenin tercümesi makalede melfufen mevcuttur.
Tuesday, September 1, 2015
Tuesday, July 28, 2015
N. M. Rasheed Arşivi
McGill üniversitesinden Pasha Khan, N.M. Rasheed'in ailesinden terekesini almış, dijitalleştiriyorlar. Bütçe sıkıntıları olduğundan henüz arşivin büyük kısmı dijitalleştirilememiş, ama 1-2 seneye tamamını internete aktaracaklar.
Blog: http://nmrashed.blogspot.ca/
Archive.org sayfası: https://archive.org/details/@pashamkhan
Ey Semender şiirinin el yazması
Blog: http://nmrashed.blogspot.ca/
Archive.org sayfası: https://archive.org/details/@pashamkhan
Ey Semender şiirinin el yazması
Monday, April 20, 2015
Faiz Ahmad Faiz'den: Gel ayaklarında zincirlerle yürü sokaklarda bugün / آج بازار میں پا بہ جولاں چلو
Gel ayaklarında zincirlerle
yürü sokaklarda bugün
- Faiz Ahmad Faiz öğrencilere okuyor şiirini
Yaş gözler, kalpte
huzursuzluk, kafi değil
Kafi değil gizli bir aşkla
itham olunmak
Gel ayaklarında zincirlerle
yürü sokaklarda bugün
Ellerin oynasın, mestane raks
et, yürü
Kafan toza bulansın yürü,
üstün başın kana bulansın
Herkes bekliyor, gel, gidelim sevgilinin
şehrine.
İşte efendisi şehrin ve halk
yığını,
Asılsız iddialardan oklar,
itham taşları,
Orada, hüznün sabahı ve muvaffakiyetsizliğin
günü de,
Kim var bizden başka bunlara
saz arkadaşı.
Sevgilinin şehrinde kim kaldı
lekesiz,
Cellatın eline düşmeye layık
kim kaldı
Kalbin yolculuğuna hazır ol, siz de gelin kalbi kırıklar
Gelin dostlar, haydi! Katlolunmaya!
Labels:
faiz ahmad faiz,
nazm,
şiir,
urduca edebiyat,
urduca tercüme
Sunday, April 19, 2015
Faiz Ahmad Faiz'den 'Söyle Şimdi Ne Yapalım' / تُم ہی کہو کیا کرنا ہے
efefî Arfin efendiye tuhfe-i yaz u yaydır
Faiz Ahmad Faiz'in 'Söyle Şimdi Ne Yapalım'ı sürgün şiirlerinden, 'Londra 1981'. Eyüb Khan'ın askeri diktatörlüğünden sonra, Zülfikar Ali Bhutto liderliğinde Pakistan Halk Partisi seçimleri kazanmıştı ve Faiz'de Ulusal Sanat Konseyi'ne atanmıştı. 7 Mart 1977'de iktidara gelen Bhutto hükümetine 5 Temmuz'da Ziya'ül Hak darbe yapar, olağanüstü hal ilan edilir. O Ağustos Pakistan 30. yılını kutlar: askeri diktatörlükler, Hindistan'la savaş, Doğu Pakistan'da ordu katliamları ve Bangladeş'in ayrılması. 30 yıla bir demokrasi deneyimi sığamaz. Afgan cihadı başlar. Faiz Beyrut'a kaçar, 1982'ye dek orada kalacaktır, en yeğin şiirleri bu dönemde yazılır. Çok uzatmayayım.
not: Agha Shahid Ali'nin meşhur tercümesinden okuduysanız, orada şiirin adındaki aciliyet kayboluyor: ہی geldiği yere vurgu yapar, zamansal bir sıkışma anlamı da vardır. Misal 'ab'a (şimdi) bhi eklendiğinde 'hemen şimdi' anlamı türer. Şiirde bhi hem 'sen'i vurguluyor hem de aciliyet ifade ediyor.
Acılar nehrine bizler
Yaşam teknesiyle
açıldığımızda
Kudret sanki kollarımızda toplanmıştı
Ne kadar da kızıldı kanımız
İki elimizle sarılsak
diyorduk
Ötelere varacaktık
Ötelere varacaktık
Öyle olmadı, her akıntıda
Saklıydı başka akıntılar*
Birkaç kürekçi, acemi hepsi,
Sınanmış değil kürekler.
Dilediğince incele,
Suçla istediğin kadar
Fakat nehir aynı, tekne aynı
Söyle şimdi ne yapalım
Nasıl varalım oraya.
Göğsümüzde görünce
Memleketin yaralarını
Şifacılara bel bağladık
Ayrıca birçok reçete geldi aklımıza,
Birkaç güne diyorduk, diriliriz,
Son bulacak başımıza gelenler
Tüm yaralar iyileşecek
Öyle olmadı, illet
Öylesine derin ve her yere
yayılmış.
Şifacılar teşhis koyamamakta
Dilediğince incele,
Suçla istediğin kadar
Bedenlerimiz hala aynı, yaralarımız
açıkta.
Söyle şimdi ne yapalım,
Nasıl iyileştirelim bu
yarayı.
Londra, 1981
* Faiz'in kullandığı terim
'hare' tatlı suyun tuzlu suyla karşılaştığı yer için kullanılıyor.
Kavitha Krishnamurty'nin Muzaffar Ali bestesiyle yorumu
تُم ہی کہو کیا کرنا ہے
جب دُکھ کی ندیا میں ہم نے
جیون کی ناؤ ڈالی تھی
تھا کتنا کس بل بانہوں میں
لوہُو میں کتنی لالی تھی
یُوں لگتا تھا دو ہاتھ لگے
اور ناؤ پُورم پار لگی
ایسا نہ ہُوا ، ہر دھارے میں
کچھ ان دیکھی منجدھاریں تھیں
کچھ مانجھی تھے انجان بہُت
کچھ بے پرکھی پتواریں تھیں
اب جو بھی چاہو چھان کرو
اب جِتنے چاہو دوش دھرو
ندیا تو وہی ہے ، ناؤ وہی
اب تُم ہی کہو کیا کرنا ہے
اب کیسے پار اُترنا ہے
جب اپنی چھاتی میں ہم نے
اِس دیس کے گھاؤ دیکھے تھے
تھا ویدوں پر وشواش بہت
اور یاد بہت سےنسخے تھے
یُوں لگتا تھا بس کچھ دِن میں
ساری بپتا کٹ جائے گی
اور سب گھاؤ بھر جائیں گے
ایسا نہ ہُوا کہ روگ اپنے
کچھ اِتنے ڈھیر پُرانے تھے
وید اُن کی ٹوہ کو پا نہ سکے
اور ٹوٹکے سب بیکار گئے
اب جو بھی چاہو چھان کرو
اب جتنے چاہو دوش دھرو
چھاتی تو وہی ہے ، گھاؤ وہی
اب تُم ہی کہو کیا کرنا ہے
یہ گھاؤ کیسے بھرنا ہے
لندن ۱۹۸۱
Labels:
faiz ahmad faiz,
ne yapmalı,
urdu,
urduca,
urduca edebiyat,
urduca tercüme
Wednesday, April 15, 2015
Bezm-i Urdu: yeni bir kitap veritabanı
Bezm-i Urdu yeni açıldı, sitede birçok Urduca sağlam kitap var ama herşeyden evvel sitenin özelliği metinlerin unicode olması yani karakterler var, resim değil. Genelde nastalik yüzünden Urduca sitelerde, haber siteleri dahil, metinler .jpeg olarak yükleniyordu. Geçtiğimiz aylarda urduca mac'e geldi sonra işler düzelmeye başladı. Andrid telefonunuz varsa metinleri telefonunuzdan da okuyabiliyorsunuz.
Wednesday, February 25, 2015
'N.M. Raşid'den 'Çömlekçi Hasan'' / حسن کوزہ گر
Pakistani Literature dergisinin 2013 (16:1) sayısında N.M. Raşid'in ن م راشد meşhur şiirlerinden Hasan Kooza Gar حسن کوزہ گر ingilizce, fransızca, arapça, çince ve türkçe'ye çevrilmiş. Türkçe çeviri Masood Sheikh'e ait.
Masood Akhtar Sheikh emekli bir albay ve Pakistan'ın bir numaralı Türkçe tercümanı. Yaşar Kemal'den Nazım Hikmet'e çevirileri yaptı. Hoş en son Ali Nar'ın (neuzubillah) Arılar Ülkesi'ni de çevirdi, Fethullah Gülen'de var arada kısacası edebiyat zevki biraz leş. Şurada çevirdiklerine dair bilgiler var - Ali Pomegranate yazmışlar ahaha. ayrıca bkz. dawn haberi.
Sean Pue'nun sitesinden aslı okunabilir, aşağıda da alıntıladım. Derginin ISSUU kopyasından caps'ledim, preview only yazısını mazur görün.
Masood Akhtar Sheikh emekli bir albay ve Pakistan'ın bir numaralı Türkçe tercümanı. Yaşar Kemal'den Nazım Hikmet'e çevirileri yaptı. Hoş en son Ali Nar'ın (neuzubillah) Arılar Ülkesi'ni de çevirdi, Fethullah Gülen'de var arada kısacası edebiyat zevki biraz leş. Şurada çevirdiklerine dair bilgiler var - Ali Pomegranate yazmışlar ahaha. ayrıca bkz. dawn haberi.
Sean Pue'nun sitesinden aslı okunabilir, aşağıda da alıntıladım. Derginin ISSUU kopyasından caps'ledim, preview only yazısını mazur görün.
حسن کوزہ گر- 1 -- از ن م راشد
جہاں زاد، نیچے گلی میں ترے در کے آگے
یہ میں سوختہ سر حسن کوزہ گر ھوں!
تجھے صبح بازار میں بوڑھے عطّار یوسف
کی دکّان پر میں نے دیکھا
تو تیری نگاھوں میں وہ تابناکی
تھی میں جس کی حسرت میں نو سال دیوانہ پھرتا رہا ھوں
جہاں زاد، نو سال دیوانہ پھرتا رھا ھوں!
یہ وہ دور تھا جس میں میں نے
کبھی اپنے رنجور کوزوں کی جانب
پلٹ کر نہ دیکھا ــــــــــ
وہ کوزے مرے دست چابک کے پتلے
گل و رنگ و روغن کی مخلوق بے جاں
وہ سر گوشیوں میں یہ کہتے
"حسن کوزہ گر اب کہاں ھے
وہ ہم سے خود اپنے عمل سے
خداوند بن کر خداؤں کے مانند ھے روئے گرداں!"
جہاں زاد نو سال کا دور یوں مجھ پہ گزرا
کہ جیسے کسی شہر مدفون پر وقت گزرے
تغاروں میں مٹی
کبھی جس کی خوشبو سے وارفتہ ھوتا تھا میں
سنگ بستہ پڑی تھی
صراحی و مینا و جام و سبو اور فانوس و گلداں
مری ہیچ مایہ معیشت کے، اظہار فن کے سہارے
شکستہ پڑے تھے
میں خود، میں حسن کوزہ گر پا بہ گل خاک بر سر برھنہ
سر چاک ژولیدہ مو، سر بزانو
کسی غمزدہ دیوتا کی طرح واہمہ کے
گل و لا سے خوابوں کے سیّال کوزے بناتا رہا تھا
جہاں زاد، نو سال پہلے
تو ناداں تھی لیکن تجھے یہ خبر تھی
کہ میں نے، حسن کوزہ گر نے
تری قاف کی سی افق تاب آنکھوں
میں دیکھی ھے وہ تابناکی
کہ جسے سے مرے جسم و جاں، ابرو مہتاب کا
رھگزر بن گئے تھے
جہاں زاد بغداد کی خواب گوں رات
وہ رود دجلہ کا ساحل
وہ کشتی وہ ملّاح کی بند آنکھیں
کسی خستہ جاں رنج بر کوزہ گر کے لیے
ایک ہی رات وہ کہربا تھی
کہ جس سے ابھی تک ھے پیوست اسکا وجود
اس کی جاں اس کا پیکر
مگر ایک ہی رات کا ذوق دریا کی وہ لہر نکلا
حسن کوزہ گر جس میں ڈوبا تو ابھرا نہیں ھے!
جہاں زاد اس دور میں روز، ہر روز
وہ سوختہ بخت آکر
مجھے دیکھتی چاک پر پا بہ گل سر بزانو
تو شانوں سے مجھ کو ہلاتی ــــــــــ
(وہی چاک جو سالہا سال جینے کا تنہا سہارا رہا تھا!)
وہ شانوں سے مجھ کو ہلاتی
حسن کوزہ گر ھوش میں آ"
حسن اپنے ویران گھر پر نظر کر
یہ بچّوں کے تنّور کیونکر بھریں گے
حسن، اے محبّت کے مارے
محبّت امیروں کی بازی،
"حسن، اپنے دیوار و در پر نظر کر
مرے کان میں یہ نوائے حزیں یوں تھی جیسے
کسی ڈوبتے شخص کو زیرگرداب کوئی پکارے!
وہ اشکوں کے انبار پھولوں کے انبار تھے ہاں
مگر میں حسن کوزہ گر شہر اوہام کے ان
خرابوں کا مجذوب تھا جن
میں کوئی صدا کوئی جنبش
کسی مرغ پرّاں کا سایہ
کسی زندگی کا نشاں تک نہیں تھا!
جہاں زاد، میں آج تیری گلی میں
یہاں رات کی سرد گوں تیرگی میں
ترے در کے آگے کھڑا ھوں
سرد مو پریشاں
دریچے سے وہ قاف کی سی طلسمی نگاھیں
مجھے آج پھر جھانکتی ھیں
زمانہ، جہاں زاد وہ چاک ھے جس پہ مینا و جام و سبو
اور فانوس و گلداں
کے مانند بنتے بگڑتے ہیں انساں
میں انساں ھوں لیکن
یہ نو سال جو غم کے قالب میں گزرے!
حسن کوزہ گر آج اک تودہ خاک ھے جس
میں نم کا اثر تک نہیں ھے
جہاں زاد بازار میں صبح عطّار یوسف
کی دکّان پر تیری آنکھیں
پھر اک بار کچھ کہہ گئی ہیں
ان آنکھوں کی تابندہ شوخی
سے اٹھی ھے پھر تودہ خاک میں نم کی ہلکی سی لرزش
یہی شاید اس خاک کو گل بنا دے!
تمنّا کی وسعت کی کس کو خبر ھے جہاں زاد لیکن
تو چاھے تو بن جاؤں میں پھر
وہی کوزہ گر جس کے کوزے
تھے ھر کاخ و کو اور ھر شہر و قریہ کی نازش
تھے جن سے امیر و گدا کے مساکن درخشاں
تمنّا کی وسعت کی کس کو خبر ھے جہاں زاد لیکن
تو چاھے تو میں پھر پلٹ جاؤں ان اپنے مہجور کوزوں کی جانب
گل و لا کے سوکھے تغاروں کی جانب
معیشت کے اظہار فن کے سہاروں کی جانب
کہ میں اس گل و لا سے ، اس رنگ و روغن
سے پھر وہ شرارے نکالوں کہ جن سے
دلوں کے خرابے ھوں روشن!
Labels:
çömlekçi hasan,
n.m. rasheed,
n.m. raşid,
pakistan,
sean pue,
urdu,
urduca tercüme
Sunday, February 22, 2015
Divan şiirinin algoritmik eleştirisi
Burası bizim değil, bize dair herşeyi eblehleştirenlerin ülkesi. İnsanlara lise sıralarında, hazırlanabilecek en berbat kitap ve sunumlarla klasik şiir işkencesi yapan eğitim sistemimizden geriye geçmişin estetik formlarıyla asgari ilişki dahi devşiremeyen bir ülke hasıl oldu. Divan şiirinin dertleriyle diliyle aşk/nefret ilişkisinin ötesinde, Ranciere kafasıyla, bir estetik-siyaset ilişkisi kurabilsek mesela bugün Tanpınar okumak farklı bir anlam kazanırdı. Tanpınar'ın tarih yazıcılığı tam da böyle bir yerden, Cumhuriyet'in nokta-i nazarından (ve fakat bu nokta-i nazar mevcud değildir ve Tanpınar kendisi bunu doğaçlar) estetik bir karşılaşma kurgular. Tanpınar'ın eleştirisi ne kadar alkışlansa da aslında buzlukta, misafir gelmeden önceki akşam çözülsün diye saklanan baklavanın yanındadır. Tanpınar sonrası bir karşılaşma, kendi şimdimizi kuran kırılmayı yeniden düşünme derdi olmadı. Aksine bir irtica var: kadim medeniyetimizin imleyenleri olarak bu şiirler içi doldurulmuş hayvanlar gibi heryerde ama sesleri yok. Medyada İskender Pala gibi ... bir yüzü olan divan şiiri üniversitede ufak bir azınlığın fantezisi. Laurent Mignon ve Walter Andrews gibi isimler olmasa hepten aşık maşuk şair burda makata seslenmişten öteye gidemeyen bir alan.
Hint Müslümanlarının tecrübesi bambaşka. Tanıdığım herkesin ezberinde şiirler, naatler var. 2 satırlık kuple bilmeyeni dövüyorlar zaten. 16.yy'dan kalma ilahileri insanlar rahatlıkla söylüyor. Bizdekinin aksine, bir Selim Çişti ya da Emir Hüsrev Urduca'nın çağdaş edebiyatındandır.
Aşağıda genç akademisyenlerden Sean Pue'nun Habib Üniversitesi'nde verdiği bir ders var. Divan şiirini dijitalleştirerek metnin bizzatihi kendisini, kavramını dönüştürerek yeni bir eleştirinin imkanını açmak derdinde.
Urduca divan şiirini bilgisayara geçirip, algoritmalarla inceliyor. haritalandırıyor, kelime ve anlam bulutları yaratıyor. Bunun farklı tarihlerden 40 kadar önde gelen divan'da yapıldığını düşünmek bile insanı heyecandan uyutmaz.
Uzun vadede, mesela Bourdieu'nün mütekabiliyet analizinde olduğu üzere, farklı seslerin, tutumların, kelimelerin, temaların, yapıların coğrafi olarak nasıl yayıldığını dönüştüğünü dahi görebiliriz.
Hint Müslümanlarının tecrübesi bambaşka. Tanıdığım herkesin ezberinde şiirler, naatler var. 2 satırlık kuple bilmeyeni dövüyorlar zaten. 16.yy'dan kalma ilahileri insanlar rahatlıkla söylüyor. Bizdekinin aksine, bir Selim Çişti ya da Emir Hüsrev Urduca'nın çağdaş edebiyatındandır.
Aşağıda genç akademisyenlerden Sean Pue'nun Habib Üniversitesi'nde verdiği bir ders var. Divan şiirini dijitalleştirerek metnin bizzatihi kendisini, kavramını dönüştürerek yeni bir eleştirinin imkanını açmak derdinde.
Urduca divan şiirini bilgisayara geçirip, algoritmalarla inceliyor. haritalandırıyor, kelime ve anlam bulutları yaratıyor. Bunun farklı tarihlerden 40 kadar önde gelen divan'da yapıldığını düşünmek bile insanı heyecandan uyutmaz.
Uzun vadede, mesela Bourdieu'nün mütekabiliyet analizinde olduğu üzere, farklı seslerin, tutumların, kelimelerin, temaların, yapıların coğrafi olarak nasıl yayıldığını dönüştüğünü dahi görebiliriz.
şuradan https://vimeo.com/119823748
![]() |
Labels:
algorithmic criticism,
digital humanities,
ghalib,
sean pue,
şiir,
urdu,
urduca,
urduca edebiyat
Subscribe to:
Posts (Atom)











